Her insan etrafındaki olayları gözlemleyip iç dünyasında bunun nedenlerini araştırmaya yatkındır sanırım… Bunu yapar veya yapmaz; o kendisine kalmıştır. Ama Yüce Yaratıcı bu kabiliyeti, aklı olan tüm canlılara bahşetmiştir. Kişi, kendinden yola çıkarak etrafındaki insanları ve toplumu değerlendirebilir.
Ben de etrafımda olan olayları algılamaya çalışıp toplumdakiiyilikleri bunun yanında hızla artan kötülükleri düşündüm. Evet, iyiler ve iyilikler var çok şükür. Peki, ya toplumun geneli? Gün geçtikçe içerisindeyaşamanın korkulur hâle geldiği, iyiliklerin yerini kötü davranışların aldığı topluma ne demeli?
Dışarıdan bakıldığında, hızla ahlaki bir yok oluş sürecinegirmiş olduğumuz ortada. Ahlaksızlığın had safhalara ulaşması, tutum, davranış ve sözlerdeki değişmeler, başkalarına hatta kişinin kendisine olan saygısınıyitirmesi, maddi manevi tüm değerlerin kıymet kaybetmesi. İnanç alanında kocabir boşluk, bu boşluğu doldurmak için yanlış yollarda yürünmesi. Amaçsız,başıboş insan yığınları, buna teşvik eden bir düşünce sistemi, insanın etrafını çepeçevre kuşatan gayriahlâkî bombardımanlar. Çocuk denecek yaştaki kişilerin sigara, hatta uyuşturucu kullanmaları. Ne kadar da içler acısı! Tertemiz bedenlerin zehirlenmesi.
Sadece bedenlerin değil, düşüncelerin de zehirlenmesi. Bir tuşa dokunarak, açtıkları pencereden insanların değerleri alt üst ediliyor! Toplumda olan bu hızlı değişmede televizyonun payı küçümsenemez. Daha dün sokakta oynayan çocukları izlerken bunu bir kez daha derinden hissettim. Biz arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde saklambaç, seksek, ip atlama, evcilik gibi oyunlar oynarken şimdiki çocuklar bir araya geldiklerinde televizyonda izledikleri programların canlandırmalarını yapıyorlar. İlkokul çağındaki iki kız çocuğu izledikleri bir dizinin sihir sahnesini canlandırırken oyun oynadıklarını düşünüyor, bundan zevk alıyor ve hatta gerçekten sihirli olmak, gördükleri senaryonun gerçek bir karakteri olmak için can atıyorlar. O sahte karaktere olan özenti, dış görünüşü etkilediği gibi kullandığı kelimeleri de etkiliyor. Erkek çocukları da, herkesin etrafında pervane olduğu, bir sürü adamı olan, kendisini yeryüzündeki kötülükleri düzeltmek için gönderildiğini zanneden ama bunun yanında kendi yaptığı kötülükleri, ahlaksızlıkları yok sayan, dediğim dedik, renkli ekranlarda güçlü kuvvetli olarak gösterilen, gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan dizi kahramanlarının yolunda gidiyorlar. İstatistiklere bakıldığında suç oranlarının artması, küçük yaştaki çocukların kötü işlerde yer almaları, bir yerlerde bir şeyleri ihmal ettiğimizin apaçık göstergesi. Belki kendi adımıza, “Ben o programları izlemiyorum, ben kendimi bu yok oluştan korumak için dikkat ediyorum. Kendimi manevi alanlarda güçlendirmeye çalışıyorum, vs…” diyoruz. Çocuklarımızın bu hâle gelmesinden bizler sorumluyuz. İlla ki kendi çocuğumuz olması gerekmiyor, kardeşlerimiz bu hâle geldi. Bizler, ne zaman Müslüman bilincimizi kaybettikse bu hâle geldik. Din kardeşini gözeten insan da kalmadı aramızda! Kardeş kelimesi zihinlerimizde bir şey ifade etmiyor artık! Güzel ahlaklı olmada önemini yitirdi sanırım.
Kendisine irade verilen, yaptığı tüm davranışlardan sorumlu olan ve hesaba çekilecek olan bizler, ahlakımızı güzelleştirmek için çaba sarf etmiyoruz. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen peygamberimiz, “Allahım! Benden huyların kötülerini uzaklaştır. Çünkü senden başka, benden kötü ahlakı uzaklaştıracak yoktur.” (Müslim) buyuruyor. Ne kadar da güzel bir dua! Acziyetin, teslimiyetin, iradeyi ortaya koymanın zirvesi. Rabbim, ben dikkat ediyorum, elimden geleni yapıyorum ama senin yardımına ihtiyacım var. Ben irademi ortaya koyarak güzellikleri seçmeye çalışıyorum ama farkında olmadan yanlış adım da atabilirim. Beni koruyacak, kollayacak, doğru üzerinde tutacak sensin! Bu gidişatı değiştirmek için herkes, önce kendim değişmeliyim desin!
(N. ÇAY)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder