Yine bir yaz mevsimi daha bütün güzelliği, canlılığı ve sıcağıyl
a geldi. Gardroplarımızdaki kışlık kıyafetlerimizin yerini yazlık kıyafetlerimiz aldı. Sıcak havanın etkisini en aza indirebilmek için yaza uygun daha ince, daha açık renkli kıyafetler tercih ederiz. Hava çok sıcak ben bugün giyinmeyeyim diyen akl-ı selim hiç kimse göremezsiniz. Çünkü giyinme ihtiyacı insani ve fıtri bir durumdur. Hiçbir hayvanı (sirkler hariç) takım elbiseli, etekli göremezsiniz. Ne kadar açık giyinmiş olsa dahi bir hanım kıyafetinin bir yeri açılmış olsa gayr-i ihtiyari orayı hemen eliyle kapatmaya çalışır. Evet, giyinmek insan için fıtridir ama daha da ötesinde Müslümanlar için dini bir vecibedir de� Müslüman erkekler için göbek ve diz kapağı arasının, Müslüman kadınlar için de el, yüz ve ayaklarının dışında kalan kısımlarının örtülmesi farzdır. Hava ne kadar sıcak olursa olsun bu kısımların örtülmesi zorunludur. Bununla beraber tesettürü salt beden örtüsü olarak görmek eksik ve yanlıştır. Tesettürün insanın ruhunu, kalbini, hal ve tavırlarını kapsayan boyutu da vardır. Ama maalesef modernleşme birçok değerimizin içini, manasını boşalttığı gibi tesettür anlayışımızın da içini boşaltmış ve tabiri caizse kuşa çevirmiştir.
Özellikle yaz aylarında başörtülü bayanların tesettürlerine gereken hassasiyeti göstermediklerine üzülerek şahit oluyoruz. Tesettürlü olmayı sanki sadece başörtülü olmakmış gibi algılamaya başlar olduk. Başımızda allı pullu eşarplarımız bizi onurlandırırken kısa kollu gömleklerimizi, kısa hatta uzun yırtmaçlı eteklerimizin renklerini başörtülerimizin renkleriyle uydursak da özü itibariyle birbirlerine hiç uymadılar. Başörtülerimiz eğreti durmaya başladı üstümüzde. Başörtülerimizin altında incecik ve daracık kıyafetlerimizle şık (!) olmaya çalıştıkça dışarıdan bakanlar bizi kendilerine ne çok benzetmekle gururlandılar. Türk tipi örtünme gibi bir ucube oluşturdular. Emperyal güçlerin tasallutunda ezilmiş Ortadoğulu, Afrikalı, Arap Müslüman kadının yanında modern ama dini(!) kıyafeti ile ilginç bir o kadar da akıl almaz bir örtünme biçimi oluşturuldu.
TESETTÜRDE SAMİMİYET!
Her ibadet eksiksiz yerine getirilmeli. Namazın bir vaktini kılıp bir vaktini bırakamayız. Ramazan orucunu yirmi gün tutup on gün tutmamazlık yapamayız. Zekatı bir yıl verip bir yıl vermemezlik yapamayız. Tesettürde de böyle olmalı değil mi... Başımı örteyim ama kısa kollu giyeyim, diyemeyiz. Başımı örteyim ama full makyaj yapayım, diyemeyiz. Başımı örteyim ama incecik bir fularla örteyim, diyemeyiz. Başımı örteyim ama beni zayıf gösterdiği için dar giymek istiyorum, diyemeyiz. Başımı örteyim ama diz altı kısa etek giyeyim çizme ile çok yakışıyor, diyemeyiz. Dememeliyiz�
Başımızdaki örtü, tesettürün ruhuna ters düşecek düşüncelerimize, hal ve tavırlarımıza setre olmalı. Başörtüsünü tesettürden koparıp sadece saç örtüsü haline getirmemeliyiz. İki bayan düşünün. Birinin başı açık, üzerinde uzun bir etek ve yine uzun kollu bir gömlek var. Diğer bayanın başı örtülü, içini belli edecek kadar dar bir bluz, neredeyse diz kapağına kadar kısa bir etek (veya uzun ama dizine kadar yırtmaçlı bir etek) giymiş, yüzünde de olabildiğince belirgin bir makyaj var. Bu ikisinden hangisi göze çekici gelir, gözleri gayri ihtiyaride olsa kendisine çevirir? Saç mı daha çekicidir ten mi? Sırf başörtüsü var diye bu bayana tesettürlü diyebilmek hangi mantığa sığar? Kavram karmaşasına boğulmuş dünyamızda gerçek örtülü, iffetli kadın hangisidir?
Sözüm ona modanın çekiciliğine değil tam anlamıyla tesettüre meyletmeliyiz. Müslüman olmanın bedende ve ruhta farkı olmalı değil mi� �Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için hemen ölecekmiş gibi ahret için çalışma´ prensibinde kantarın topuzunu biraz dünyaya doğru kaçırmış gibi gözükmüyor muyuz? Bu yaz mevsimi sanki hiç bitmeyecekmiş sanki hem serin hem de tesettürlü giyinmek mümkün değilmiş gibi davranmıyor muyuz? Sizce de bir gariplik yok mu?
Emel k. Ağdağ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder